İstanbul üşüyor,
Sokakta kimsesiz çocuklar,
Abiler, amcalar, sonra kediler.
Ve öksüzlükten nasibini almış,
Yetimlikten muzdarip gece
Ve yalnızlığa sürgün edilmiş ömrümün
Arda kalan sancıları...
Bir benim başım dumanlı,
Bir de şu evlerin bacaları.
İçimde bir ürpertinin şafağı doğuyor,
Kıyamet gibi,
Yokluğun gibi bir şey.
Alev almış yanıyorken içim,
Göğsümün üşüyen tarafı...
Sorguya çeken bir ayaz doğuyor.
Günlerin sonu gelmiyor,
Sonra ayların, sonra yılların...
Özlüyorum işte, özlemeye değer her şeyi.
Özlemin kendimce tarifi: sen.
Biriktirdiğim cümlelerimde
Tekrar ettiğim: sen.
Daha kendime bile uyandım demeden
“Günaydın” dediğim: sen.
Sığınıyorum sokaklara,
Kuytularda beklediğim,
Kırılmaz zannedip
Defalarca kırmaya teşebbüs ettiğim
Kalbim,
Ruhum ve sen...
"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"