Beni en çok sen anlamalıydın.
Yaslayıp başını göğsüme,
Sen duymalıydın,
Kalbimin çatırdayan yanlarını.
Yapayalnız unutulmuşken bir hiçlikte,
Ellerimden sen tutmalıydın...
Ben alışkınım da körlük illetine,
Bir sen görmeliydin sızlayan yanlarımı.
Bir sen dokunmalıydın
Kuruyan dudaklarıma.
Geceler boyu,
Hicranla yanarken şakaklarım,
Beni en çok sen sarmalıydın.
Bir yudumluk sevda şefkatinde
Sana demlenmeliydim sessizce.
Bu şehrin griye çalan akşamlarında
Evimin yolu,
Sokağımdaki kandil olmalıydın...
Bir tek sana yürümeliydi ayaklarım...
Sende son bulmalıydı yorgunluklarım.
Keşfedilmemiş topraklarına
Ben yelken açmalıydım,
Kapılmalıydım fırtınalarına.
Öyle güzel kokmalıydı ki tomurcukların,
Avuçlarıma damlamalıydı yaprakların.
Adını ben koymalıydım.
Adını adımla anmalıydı hatipler.
Hikâyelerini ben yazmalıydım,
Tarih kitaplarında.
Yokluğuna uyandığım ilk günden beri
Bir melankoli çöktü üzerime.
Doğrulamadım büküldüğüm yerlerimden.
Gönlümün
Kırılgan çerçevesinden bakıyorum şimdi.
Beni en çok sen anlamalıydın...
En çok seninle uyanmalıydı gözlerim...
Bir tek sensizlikte sızlıyor ağrılarım...
Sanırım, sanırım en çok sana kırgınım.
"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"