Şu benim iflah olmaz gönlüm
Gene gidip bir gamsıza vuruldu.
Yetmedi mi çektiğin ki
Yüklenmediğin ne dert bıraktın ne de gam?
Garipler diyarının keşmekeşinde
Say ki sen de bir garipsin,
Say ki bir meczupsun sokak köşelerinde...
Say ki terk edilmişsin,
Yetimsin, kimsesizsin...
Ey dünya, ne kadar acımasızsın,
Onca zalime kucak açtın da
Bir bana mı yer kalmadı kuytularında?
Bıraksan da ben de yeşersem,
Sevda gömülse topraklarıma...
Uykularım kaçmasa, duman tütse ocağımda,
Kendim yanıp, kendim tutuşsam...
Yağmasa üzerime bulutların...
Bir gönül benim için de ağlasa...
Çok değil, az bir zaman önce
Kalbimi söküp verdim o yârin ellerine.
İçimde bir sızı, içimde bir ah.
Ben küfredemem kadere,
Kader dediğin kısmetten ötesi değil.
Ama, ama hiç mi vicdanın yoktu be gülüm,
Hiç mi canını yakmadılar senin de...
Sus demiştin, konuşma...
Susuyorum işte edebimce...
Ey yeri göğü yaratan Rabbim,
Sana susuyorum her şeyi.
Ben Eyyub’un sabrına,
Yusuf’un ahlakına sahip olmasam da,
Yakup gibi zalimleri
Allah’a şikâyet ediyorum.
Bir gün,
Bir gün yolun düşer de sevdaya
İçini alev alev yakarsa
Belki o gün anlarsın,
Hesabımı mahşere bırakarak
Sana neden bu kadar kahrettiğimi.
Çok değil, az bir zaman sonra...
Belki anlarsın...
Belki...
"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"