sayfa load
Menü

Seni Anlatamam

Sesim titriyor sesinin yankısında.
Kalbimizi esir alan kelimelere mahkûmuz.
Tam şimdi, uykularımız kaçmışken,
Şehrimizin surları terk edilmiş,
Koca bir hiçlikte kaybolmuşken
Ne çok şey var birbirimize
Söyleyemediğimiz...

Hâyâl ve gerçek arasındaki araftayım.
Sersemliğin en zirve noktasında,
Bilinç kaybının sarhoşluğunda
Ve bir uçurumun sınırındayken.
Gözlerimin önüne
Yıldırım gibi düştü yüzün.

Ama öyle durup dururken
Böyle güzel bakamaz bir insan.
Bir şey olmuş olmalı, tâ ezelde,
Zaman ve mekân öncesinde...
Bir şey olmuş olmalı,
Bir cemre düşmüş olmalı
Menbaına bu bakışın.
Seni anlatamam, nazlı yârim.
Öyle bir ateş ki içimi yakıp kavuran,
Aciz ve kifayetsiz kalır kelimeler...

Bayılsam ve yığılsam kucağına,
Şefkatinle yoğrulan göğsüne düşse başım,
Aklımı yitirmeye ramak kala uyandır beni.
Sayfalarca ağlayan ben,
Günlerce mehtâbını aradım
Bu viran şehrin
Çöle dönüştüğü sahillerinde.

Gecenin en karanlık dehlizlerinde,
Ruhum terk ederken bedenimi uyandır beni.
Aklım başıma devşirilsin ahenginle.
Kalbim parçalanırken göğüs kafesimde,
Esaret altındaki kuşlar kadar
Mazlum bir ah doluyor içerime.
Kopartıp atmak istiyorum, olmuyor...

"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"