Seninle ben, bahardaki toprak gibiyim,
Kurak yanlarım yollarını gözlüyor.
An oluyor gözlerim bulutlanıyor,
Üzerime hüznün
Sağanak sağanak yağıyor.
Kaçacak yerim yok,
Kalbim ve gönlüm üzüntünle ıslanıyor...
Seninle ben, ayazın ortasındaki
Yetim bırakılmış çocuklar gibiyim.
Elleri soğuktan çatlamış,
Korku ve ümit arasında düşlerine tutunan,
Ufacık bir tebessümünle
Veya tatlı bir sözünle
Sevgisiz bırakılmış yanlarıma
Güneş olup doğuyorsun...
Hemen aldanıyor
İçimin ısınan yanları sana.
Seninle ben ağaçların yaprakları gibiyim.
Rüzgârın esiyor dallarıma,
Kendime tutunuyorum, dallarım inciniyor,
Gövdem yerinden oynuyor.
Kökümden kopartıp savuruyorsun...
Aklım bir yana dağılıyor, ruhum bir yana.
Seninle ben, bir günde yaşanan
Dört mevsim gibiyim.
Günlerim takvime uyuşmuyor,
Ne güldüğümden anlıyorum
Ne ağladığımdan,
Ne sevdiğinden anlıyorum
Ne nefretinden.
Tüm varlığım sen olup sende kayboluyor.
Senin için attığım her adım
Uçurumlara sürüklüyor,
Yollarım sende kayboluyor.
Seninle ben, bir ilkokul atlasında
Başı dumanlı sıra dağlar gibiyim,
Ne sahiplenilmiş ne de terk edilmiş.
Seninle ben, iki dünyanın arafı gibiyim.
Ne cennetine kabul edilen
Ne de cehennemine.
Seninle ben,
Türkülerde yitirilen sevdalar gibiyim...
Her nağmesinde hüzün,
Her sözünde hicran doğuyor gönlüme...
"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"