Sevgili anneciğim,
Hayatımı insanların beni aldatan
İyi niyetlerine heba ettim.
Gördüğüm, yaşadığım
Ve duyduğum hiçbir şey
Senin şefkatinin
Gölgesine dahi erişemedi.
Sen ki bağrındaki onca çileyi
Hayatının bu demlerine denk
Kimseye yakınmadan,
Şikâyet etmeden taşıdın.
Sahip olduğun hiçbir şeyi esirgemeden
Beni ve diğer kardeşlerimi
Sevdin ve büyüttün, dualarında hep
Allah’a emanet ettin.
Annem, canımın mil çekilmiş yanı,
Ellerinin nasırına, ayağının tırnağına,
Saçının ak düşen tellerine,
Teninin terleyen kokusuna,
Hüzünlü bakışına kurban olduğum,
Kalbimin çocuksu yangını,
Çok özledim seni.
Annem, artık büyüdüm.
Bir kızım oldu, adı Kübra,
Ömrümün bahçesinde
Çiçek kokulu, gözleri cıvıl cıvıl.
Sevmesi senin gibi,
Bakışı senin gibi.
Yüzümü ellerine alıp
“Babacım” diyen bir torunun var ki
Ben senin gibi ona da hasret kaldım.
Annem, içim burkuluyor.
Ne çok eksik yaşamışım seni,
Öyle çok pişmanlıklarım var ki
Kırılmayan hiçbir yanım kalmamış.
Çok mu incittim seni,
Çok mu üzdüm annem?
Şu değersiz ömrümde evlat olmayı
Çok mu gördüm sana?
Ah yüreğimin,
İçimin kanayan yanlarının merhemi,
Allah hiç affeder mi beni?
Annem, hangi duan temizler beni,
Hangi sözün teselli eder?
Şimdi diz çöksem önünde,
Elini başıma koyup,
Affeder misin beni?
Biliyorum sen affedersin.
Peki ya ben, nasıl affederim,
Nasıl hesaplaşırım kendimle?
Ey Rabbim, sen ki
Annesinin evladı için ettiği duaya
Anında icabet eden,
Sen ki cennetini annelerin
Ayaklarına seren,
Biçare bu kulunun
Annesi için ettiği duaya da
İcabet eder misin?
Ey Rabbim,
Onu bağışla, ona merhamet et,
Ona şifa ver, ona huzur ver.
O bana hep şefkat ederdi,
Ne olur Rabbim, sen de ona şefkat et.
Ağır gelmez sana hiçbir şey,
Sen her şeyden münezzehsin,
Sen sübhansın, sen Rahmansın,
Hem sen Rahîm olansın.
Ey benim yegâne mabudum,
Annemi seçkin kullarına dâhil et.
"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"