sayfa load
Menü

Unutulacaksın

Unutacaksın
Ve unutulacaksın.
Üstüne defalarca yazılıp
Silinen bir kâğıt gibi.
Kalemlerin dili tükendiğinde,
Boşlukta savrulan bir yaprak gibi
Yitip gideceksin.
Çünkü bu hep böyledir.
Senin gibiler unutmaya meyillidirler.
Bu yüzden vebal nedir bilmezsiniz.
Sen ya da sizler,
Yüreği merhamete kapalı,
İyi niyetli tüm çocuksu duyguları
İstismar edenler...
Gözümde pul kadar değeriniz yok işte.

Şimdi sen, sevgiden, aşktan bahsedip,
Dibine kadar battığın yalanların kölesi,
Sayfalar dolusu kirletilmiş bir hayatta,
Terk edilmiş sokakların
Duvarlarına yazılan
İsyan şiirlerinin son noktası...
Ve adını yalan bir sevdadan alan
Ayrılık türkülerinin nağmelerinde
Kahredilen, ah edilen, kalplerde esirsin.
Bana göre ise bir hiçsin...

Derler ki devran her hâlükârda döner.
Gün geçer, günler geçer,
Mevsimler, aylar ve nihayet ömür geçer.
Hayatımızdan yer tüketiriz kendimizi.
İpleri zamanın ellerine asılı
Kuklalar gibiyiz.
Dünya böyledir, hayat böyle.
Ne geçmişten geçip gelenler var şimdi,
Ne gelecekte bizi ümit edenler.

Kalbimi kapattım sevdalara.
Yedi kat zindanlarda mühürlüyüm artık.
Şikâyetçi değilim kimseden ve senden...
Hepimiz bu oyunda çizilmiş karakterleriz.
Sana âşık olunmak düştü, bana ayrılık.
Ben kendi hükmümde bir kararım.
Şahitlere, delillere ispata gerek yok.
Bu benim kendime verdiğim müebbet ilanım.
Adımı sormasın kimse.
Çakılı kalsın duvarlarında bu zindanın.
Adımı aklamaya yeter zaten
Senin vicdanın...

"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"