sayfa load
Menü

Sustum İşte

Sustum işte,
Her şeyi ardıma bırakarak.
Yosun tutmuş dingin suların
Ağır ağır dibine çekilen
Kum taneleri gibiyim.
Öyle yalnız ve karanlık,
Sessizce uzaklaştım senden.
Kazanılması imkânsız bir savaşa
Esir düştü vuslattan yaralı sevdam.
Pas tutmuş demir parmaklıkların
Kimsesizliğine, sensizliğine
Ve hasretine mahkûm ettim kendimi.
Yüreğim kanatları kırık bir kuş gibi
Çekildim kuytulara son bir çırpınışla.

Senli hayallere dalıyor gözlerim.
İzahına lâl olmuş, muzdarip ahvalim.
Ayak parmaklarım su dolu kabarcık,
Mecali kalmadı adımlarımın.
Ne kadar uzaksın,
Ve ne kadar anlaşılmaz.
Bir demir balyoz iner gibi
Örselendi içimin sızlayan ağrıları.
Sessizliğin içimde kopan fırtınalarına
Teslim ettim bu gece düşlerimi.
Bu gece,
Ne varsa heybemde
Bir bir savurdum sitemlere.
Sustum işte,
Bir karanlığın seyrinde.

Birazdan bulutlar iner pencereme.
Gökyüzü haykırır,
Bir yıldırım saplanırcasına
Düşer yüreğimin orta yerine.
Birazdan gamlanır gönlüm
Ve sağanak bir yağmur
Sel olur, akar gözlerime...
Ben geçmişi karanlık bir gölgeyim.
Hani yüz bulsam kendimden,
Utanmasam yaşını almış kimliğimden
Adını söylemeye utanır dilim.

Biliyorum, kelimeler yetersiz.
Öyle uzaksın ki sözlerime,
Sayfalar dolusu da anlatsam
Değişmeyecek bahtıma düşenler.
İnsan nasibi kadar yaşar belki,
Nasibi kadar sever.
Kapansam secdelere,
Seni anlatsam her hâlimi bilene.
Dilimden dökülen dualara,
Gönlümden geçenlere yazsam
Sensizliğe hükmedilmiş alın yazıma
Yazar mıydı Rabbim de seni?
Nasibim kadar sever miydin beni?

"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"