sayfa load
Menü

Sen Hiç Üzülme

Yâr ince bir sitem takmış yüzüne,
Kelimeler sustu dermiş.
Unuttu sanmış,
Duymayınca gönül sesimi.
Olur mu öyle şey?..
Yâr, yaradır.
Muhakkak izi kalır...
Bazen gitmek gerekir,
Fırtına çıkmasın,
Bu gemi alabora olmasın diye.

Gönlümün kırılgan çiçeği,
Sen hiç üzülme...
Düşmesin gönlüne hiçbir keder.
Konmasın yüzüne hüzün.
Ben dualarıma dilek ettim,
Melekler korusun seni.
İçimin en tatlı sızısı,
İstemem senden başka alın yazısı...

Ben şimdi sana
Küçük bir oyun oynayacağım...
Çıkıp sokağa sol elimi kalbime koyup
Gözlerimi kapatacak ve
Gökyüzünü işaret edeceğim,
Sen anlayacaksın...
Bir adım atıp secdeye kapanacağım...
Anlayacaksın...

Bir adam/kadın ancak bu kadar sevebilir,
Bu kadar özleyebilir
Ve ancak bu kadar bekleyebilir sevdiğini.
Ben senin şefkatli bakışına vurgunum.
Sen gülünce gönlüm dalgalanıyor.
Koşup sana gelmek istiyorum,
Üzülme sakın, ben hep beklerim seni.

Sevdiğim, sen artık üzülme.
Yetmedi mi artık sence de?..
Biz kaç senaryo çizdik
Bu imkânsızlıklar içerisinde.
Kaç ütopyayı yaktık,
Kaç masalın kahramanını dize getirdik,
Kaç kez kurban verdik kendimizi...
Şimdi soruyorum sana:
Biz diz dize oturup
Kaç kez dua edebilirdik seninle?
Kaç kez aynı kitabı okurken
Aynı şeylerin hayalini kurabilirdik...
Kaç kez âşık olup
Kaç kez terk ederdik birbirimizi?..

Şimdi her şeye inat,
İçimizdeki tüm özlemlerimize
Yelken açma vaktidir.
Ben senin aşkının kölesiyim.
Al götür beni kendinle,
Götür üzerimize doğacak
Güneşli günlere.
Az kaldı,
Vuslat yakındır bize...

Aziz bakışına bin kez kurban,
Zarif yüzüne bin kez hayran olduğum,
Narin sözleriyle can bulduğum...
İnsan kendi vicdanında özgür olmadıkça
Sevda adına giriştiği her eylemde
Tutsak kalmaya mahkûmdur, unutma...

"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"